Reklam
Reklam
Hürbakışım l Denizli Haber Sitesi -
$ DOLAR → Alış: 5,82 / Satış: 5,84
€ EURO → Alış: 6,55 / Satış: 6,57

ŞİDDET DEĞİL ÇİÇEK.

Yelda Durdu
Yelda Durdu
  • 10.07.2018
  • 142 kez okundu

 

Yelda Durdu SEVİNCEK

İster doğulu, ister batılı, ister çalışan-çalışmayan, köylüsü-kentlisi, genç-yaşlı kadınlarımızın kaderleri hep aynı. Şiddet. Kocasından, babasından, abisi hatta arkadaşından gördükleri ya taciz, hakaret, cinayet ya da dayak.

 

Her yerde her zaman rastladığımız görüntüler Erkekler kadınları neden öldürüyor, neden reddedilmeyi, boşanmayı kabullenemiyor, neden kadının ‘namus’undan kendisini mutlak anlamda sorumlu tutuyor, hangi zihniyetin ürünü kadınları kolayca ölüme sürüklüyor. Bunun sebeplerini düşündük mü acaba? Uzmanlara göre, Kadını mal olarak görmek, Anneleriyle sorunlu erkekler, yargının erkeği kayırması, erkeğin kadının karşısında kendini aciz ve zayıf hissetmesi, güç göstererek itaata zorlaması v.b.gibi. Sürekli alkol alması, hayal kırıklıkları, çevreden ve çeşitli baskılar, hatalarını kabul edememe, kıskançlık ve kaybetme korkusu, psikopatlık. Tüm bunların sonucunda fatura hep kadına çıkartılır. Şiddet içinde büyüyen ve bunu erkeklik olarak algılayan erkekler. Ekonomik, Psikolojik ve sosyal sorunları olan baylar, yanındaki kadına dayağı atarlar.

Pekiyi bunun çözümü nedir? Biz kadınlar çocuklarımızı bilinçli ve duyarlı yetiştirirsek, kadına şiddeti azaltabiliriz. Kız-erkek çocuk cinsiyet ayrımı yapmadan yetiştirmeliyiz ve unutmayalım ki ilk eğitim ailede başlar. Kadınlarla birlikte, erkekler de bilinçlendirilmeli ve erkekler yaptıkları şiddetin sorumluluklarını üstlenmeleri gerektiği daha fazla vurgulanmalıdır. Kadın ve erkek özgüvenli, kişisel gelişimini doğru tamamlarsa şiddet çözüm ortağı olmaktan çıkacaktır ki ŞİDDET ÇÖZÜM değildir.

Yargıda ise, kadına yönelik şiddeti önlemek için cezaların ağırlaştırılması ve caydırıcı olması gerekiyor. Değerler yeniden sorgulanmalı, çünkü Türkiye’de yargı da erkeği kayıran bir sistem içinde işliyor. Türkiye’de aile üyelerinin kadınlara uyguladığı şiddet, hakaret ve kadınları ekonomik ihtiyaçlarından yoksun bırakmaktan dayağa, cinsel şiddetten cinayete geniş bir yelpazededir. Türkiye’de kadına yönelik şiddetin en uç noktada yaşandığı boyut “namus cinayetleri”dir. Devletin sorumlulukları bağlamında en acil ihtiyaç şiddet mağduru kadınların korunmasıdır. Bu konuda devlet kurumları çok yetersiz kalmaktadırlar. Kadın bağımsızlaşmadıkça, erkek kadın ile eşit olduğunu, en önemlisi de kadın erkekle eşit olduğunu kavramadıkça, şiddete çözüm bulmak mümkün olmayacak.

Duyduğuma göre, kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda oy birliği ile kabul edilerek yasalaşmış. Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili alınacak tedbirlere mülki idare amiri tarafından karar verilecek. Alınacak tedbirler kapsamında kanun kapsamında korunan kişiye, gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde, uygun barınma yeri sağlanabilecek ve gerekli görüldüğünde geçici maddi yardım yapılabilecek. İnşallah bunlar gerçekleşir kadınlar rahat bir nefes alır.

Çünkü kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel her türlü tutum ve davranış ŞİDDETTİR. Kadına yönelik şiddet bir suçtur ve insan hakları ihlalidir. . Peygamber efendimizin ‘’ cennet anaların ayaklarının altındadır ‘’ sözü ile kıymet biçemediği o kadınlar için gelin kadına şiddete HAYIR diyelim.

Baylar, kadına şiddet değil, çiçek verin. Kadına şiddete hayır demeye gerek kalmayacak bir dünyada yaşamak dileğiyle..

ESENKALIN.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ