Reklam
Reklam
Hürbakışım l Denizli Haber Sitesi -
$ DOLAR → Alış: 5,82 / Satış: 5,84
€ EURO → Alış: 6,55 / Satış: 6,57

MÜHENDİSLİK YOKSA YAŞAM DA YOKTUR

Faruk Caymaz
Faruk Caymaz
  • 10.07.2018
  • 149 kez okundu

Faruk CAYMAZ

İnş. Müh-Şair ve Yazar

 

Demagoji yapmanın anlamı yok; kazalar oluyor ve insanlar ölüyor!..

İş kazaları açısından dünyanın neredeyse ilk sırasında yer alan bugünkü Türkiye’nin teknik ve teknolojik açısından çöküşü gün geçtikçe artıyor. Aceleyle yapılan projeler, yetersiz ve eksik olarak ortaya çıkan projelendirme aşaması, projecinin yerinde müdahale inatlaşması, düzeltmelerin ve teknik bazda çalışmaların gözden kaçırılması, projelerin siyası amaçlı piyasaya sunulması, peşkeş çekilmesi, yetersiz denetim ve ucuza mal edilecek zihniyetiyle yapım aşamasına getirilmesinin sonuçları işte yukarıdaki cümlemizin açılımını gösterir.

Yıllardır ihale kanunu üzerinde değişik çalışmalar yapıldı; defalarca değiştirildi, halden hale sokuldu ama eksikleri ve yanlışları bir türlü düzeltilemedi. İhale sürecinde yapım müteahhitlerinin oturduğu yerden “kırım” dedikleri saçma düşük iş bitirme teklifleri,sonuçta istemediğimiz acı bilançoları da beraberinde getiriyor.

İnşaat Mühendisliğinde şantiyeci olarak yıllarını vermiş biri olarak; çalışma yaptığımız projelerde eksiklikleri fazlasıyla hissettik ve gördük; birçok şeyi değiştirme şansımız olmadı; ya maliyet açısından, ya projenin standardı değişmesin zihniyetiyle el dokunulamadı.

Şimdi,teknik anlamda yapılması gerekenleri yapmakla, peki sorunlar halledilebilecek mi?Sanmıyorum.Bir bütün olarak değerlendirilmesi gerek derin bir konu yapım işleri.Yani proje aşamasından tutun projenin uygulamaya geçilmesi aşamasında iş güvenliği kurallarının da birebir uygulanması gerekir.

Yetmez.

Özellikle de baraj,köprü,altgeçit gibi işlerde en küçük bir aksaklık ,ciddi ağır sonuçlar doğuruyor.

Yalova depremini hatırlayın; sayısını şu anda hatırlayamadığım yüzlerce bina yıkıldı. Araştırmalar sonucu yapı malzemelerinde bulunan uygun olmayan malzemelerin (deniz kumu,yıkanmamış kum,donatı çapları-aralıkları)kritik moment (dönme),ve kesme kuvvetlerinin en yüksek olduğu noktalarda nasıl bir yapısala uygun olmayan davranışlar gösterdiğini gördük.

Kaynak noktası, uygulamacılar olmamasına rağmen onlar cezalandırılmış , (bu garibanların suçu yokken hem de)ana sorumlu yapımcı firmadan hesap sormak yerine günah keçisi bulunarak dosyalar kapatılmıştır.

Maliyetlerin son yıllarda hızla yükselmesi nedeniyle birçok firma mühendisleri ya göstermelik isim olarak sözleşmeleri gereği göstermiş ya da daha az ücretle çalışacak tecrübesinden yararlanılamayacak mühendislere yönelmiştir.

Teknik mühendislik sadece kağıt üzerinde kalmıştır.

Son yaşanan Çorlu’daki tren kazasında; menfez üst dolgularının aşırı yağmur sebebiyle aktığı bu yüzden ray altları ile travers altlarının boşalması sebebiyle ani ve haraketli hızın verdiği basınçla vagonların raylardan çıkmasına ,devrilmesine sebep olduğu söyleniyor.Basit bir inceleme konusu değil aslında.Yerli yerinde detaylar çok iyi incelenmeli ve sonuçlar çok doğru ortaya konulmalı.

Büyük ihtimalle de mühendisler odası inceleme yapmak isteyecek ama siyasi davranırlar diye onlara da izin verilmeyecektir.

Çünkü sonuç vahim;20 den fazla ölü ve 250 den fazla yaralı!..

Kimse yapımdan kaynaklanan ve bilinçsizce doldurulan menfez üstlerinin yeterli dolgu sağlamlığının sağlanmadığı konusu dışına çıkmayacak belkide.

Yazılı basında gördüğüm kadarıyla ,menfez kulaklarının ,bu şekilde yağışlı olan bölgelerde 45 derecelik açı ile sadec suyun uzaklaştırılması düşünüldüğü görülüyor;yani yol dolgusun akabileceği hesaplanmamış gibi…Oysa böyle yerlerde tıpkı son dönemlerde yapılan otoyol köprü ve menfez imalatlarında yapıldığı gibi;menfez kulakları 45 derecelik açı yerine 90 derecelik açıyla menfeze dik ve menfezden yaklaşık (en az)5 metre daha, dolgu boyunca uygulamanın devam etmesi sağlanmalıydı.

Teknik anlamadaki bu eksiklik veya denetimsizlik diyelim ,amacına hizmet etmeyen altyapının işe yaramadığını iyi okumak gerekiyor.

Mühendise suçu yüklemek ne kadar doğrudur tartışma konusu olabilir ama ihale sürecini ve en düşük fiyata mal edip devleti kazandıracağız diyen zihniyetin bence iyice mercek altına alınması lazım.

Eski bakan ve eski TOKİ başkanı Erdoğan Bayraktar’ın TOKİ’nin başına gelir gelmez bir gazetede demecini okumuştum.Aynen şöyle demişti:

“Müteahhitlerin artık devletten %25 kazandım devri kapandı artık;yüzde üç beşlerle yapacaklar işi”

Şimdi burada tabi eleştiriyi yaparken de dozajı kaçırmamak lazım;açıklama yanlıştı.Kazanmayan iş de yapmaz.Ama müteahhitlerin de artık işlerini çok iyi hesaplamaları ,işini iyi bilen teknik kadroyla ,zihniyet ortadan kaldırılabilirdi.

Şimdi toparlayalım;

Demeci bir kenara bıraktık.

Meselenin özü, mühendislik hesaplamalarına türkiyenin arkasını dönmesi tüm yukarıda anlattıklarımızı doğruluyor.

Şantiyelerde ucuz iş yapılsın diye kimi şeyler görmezden geliniyor.Yapı denetim görevlilerine birden fazla denetim işi verillmesi onların projeye hakim olmalarını engellediği yetmezmiş, gibi ofis işleri de yüklenince; sorumluluk alanı çoğalan görevli ne yapacağını şaşırıyor.Denetim yapma gücü azalıyor.

Yapım alanında ise üstten gelen müteahhit baskısı nedeniyle uygulama sorumlusu da işini yapamaz olunca, rakamlar “acmızı büyük” diye gazete başlıklarında eksik olmuyor.

Sorunlar çoğaldıkça ,yaşam alanları daralıyor ve sıkıntılar had safhaya çıkıyor ,mühendis diploma ile işsizliğin pençesinde parasal güce boyun eğmekten başka çare bulamıyor.

Esas akıllarda soru olarak kalan şey;

Bu ülke mühendisi ya kullanmaktan korkuyor ya da iş yaptırmaktan.

Ama unutuyor;

Mühendisi kullanmazsanız,yaşam sizi kullanır;acıyla!..

 

Selam ve Saygılarımla

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ